« Önceki | Sonraki »

18/3/2009

YALNIZ, BİR O KADAR KUŞATILMIŞ...


Kitapçıda uzun yıllar öncesine ait bir albüme rastladım. İhtimal, gidişata duyduğum hoşnutsuzluk arttıkça geçmişe ait olanları daha çok özleyeceğim.


Boat on the River, Past Time Paradise, Good Bye My Love Good Bye, And I Love Her, Portofino…

Doğum günleri, partiler, arkadaş toplantıları gözlerimin önüne geliyor. Berrak, pırıl pırıl yıllarmış. Yaz geceleri deniz kenarında tutuşturduğumuz ateşin ya da bir gitar tınısının etrafında saatlerimizi paylaştığımız güzel yıllarımız.


Aralıksız dinlediğim müzikler unuttuğum pek çok şeyi yıllar sonra aklıma düşürdü. Altın renkli telefon jetonunu cebime koyup, iki sokak ötedeki sarıya boyalı kulübeye mutlulukla yürüdüğüm günleri hatırladım. Cebimdeki küçük boy yerine orta boy jetonsa mutluluğum katlanırdı.


Son birkaç yıldır yalnız, buna tezatla bir o kadar kuşatılmış hissediyorum kendimi.
Birden fazla telefon numarası, MSN, Facebook, Gtalk, e-mail adresleri… 

Tümü kuru gürültü.

Yıllar öncesine sürüklensem...

Dalga seslerine karışan fısıltılı konuşmaları, şarkıların acemice söylenişini, akordu bozuk gitarlardaki dağınık ezgileri duyabilsem yeniden.  

Serinleyen bir yaz akşamında gencecik bir erkeğin gencecik bir kızın omuzlarına bıraktığı ceket gibi, örtse üstümü masumiyet.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

8 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: basamaklar | Tarih: 2009-03-22 19:23:42
    Konu: ..
    herşeyi geçtim, şu jetonu sevdim:)

    Bağlantı »

  2. Yazan: birguzelciftiz | Tarih: 2009-03-21 20:11:30
    Konu: Anın tadı
    "Take me back to my boat on the river
    I need to go down, I need to come down
    Take me back to my boat on the river
    And I wont cry out anymore"

    Ne hoş bir ses ne de güzel bir melodidir.Kaliteli müziği her yapıtında usataca kullanabilen Çağan Irmak abimiz hatırlatmıştı bu melodiyi çoğumuza yeniden...

    Anı yaşamak,zamana yenik düşmeyen hislerle dolup taşamak...her zaman mümkün olmuyor bu değil mi Ihlamurcum? Anı yakalayayım derken dönüp dönüp geçmişe bakmaktan alıkoyamıyor insan kendini.Bir melodi,bir ses hatta bazen bir görüntü alıp götürüveriyor insanı geçmişe...

    Geçmişin lezzetini unutmadan şimdinin tadına doyabilmek dileğiyle...

    sevgilerimle Ayşenur...

    Bağlantı »

  3. Yazan: ezgilimelodi | Tarih: 2009-03-21 15:31:33
    Konu: merhaba
    merhabalar...
    hala eski müziklerden,siyah beyaz filmlerden zevk alan ve hala mektup atma alışkanlığını yitirmemiş biri olaraktan bu yazını okumak bana çok büyük bir keyif verdi.sarı jetonu görünce küçüklüğüm aklıma geldi,bozuk paraları törpüleyip jeton yapma maceramızın,ptt personelinin kulağımızı çekmesiyle son buluşu ve daha birçok icat denemesi:))
    sevgiler...

    Bağlantı »

  4. Yazan: SeV@L | Tarih: 2009-03-18 16:09:52
    Konu: :)
    Beni nehirdeki sandalıma geri götürün.
    Artık ağlamayacağım.

    Güzel şarkı :)

    Bağlantı »

  5. Yazan: SeV@L | Tarih: 2009-03-18 11:05:52
    Konu: Müziksiz olmaz.
    Gençlik döneminde düzgün ve kaliteli müziğin tadını alabilen insan çok şanslıdır. Mesela Sen şanslısın. Ama öte yandan o ilk gençliğini, o masum yıllarını Ümit Besen, Müslüm Gürses, Cengiz Kurtoğlu gibi isimleri dinleyerek geçirenler var. :)

    Düşünsene zaten ergensin, zaten akıl bünyeye bir karış ve havada iki karış geride yolculuk ediyor. Zaten hayat boktan. Bir de Müslüm. :) Bu gencin ilerde hayata karşı istekli, umutlu olması mümkün mü? Böyle mahvettik bir dönemin gençliğini, geleceğini... Şimdi de İsmail YK yapıyor aynı şeyi. :))

    Ümit Besen'in Ay lav yu şarkısı eğlenceli şarkıdır. Küçükken duymuştum tek bildiğim "ay lav yu" kısmıydı. Sonra şarkıyı bulmaya taktım kafayı ve buldum. (evet böyle saçma takıntılarım var:))O şarkı için bütün bir albümü indirmek zorunda kaldım ve o gün bugündür bende Ümit Besen dinlerim. :)

    "Abi deme bana" diye bir parçası var ki yollarım bir gün sana. Dinle ağla o kadar içli. :P

    (Çenem düşük bu sıra biliyorum. )

    Eski bir şarkıyı dinlerken bende çoğu zaman senin gibi bir zaman yolculuğuna çıkarım. Her zaman geleceğin daha iyi olduğu söylenmişti. Nazım Hikmet "En güzel günlerimiz henüz yaşamadıklarımız" demişti. Atatürk ülkenin geçmişinin acı dolu olduğunu ama geleceğin güzel olacağını söylüyordu. Ama bizler nedense gelecek geldikçe amansız bir biçimde geçmiş özlemine kapılıyoruz.

    Ya eskiler birşey bilmiyordu ya da birileri geleceği mahvetti.(Müslüm Baba'nın bu işte bir parmağı olabilir. :P)

    Bir çapanoğlu var bu işte ama neyse...

    Ay lav yu. :)

    Bu arada annem dün veterinerle konuşmuş Pıncır ve E.T. yi kısırlaştırıyoruz. Annem pek mutlu. :)

    Bağlantı »

  6. Yazan: jto | Tarih: 2009-03-18 08:26:10
    Konu: jto
    evet, az şeye sahip olup çokça "olmak" gibi... Sahip olmakla mutlu olmak arasında ne büyük bir uçurum ne büyük bir tezat var yarab! biri diğerini kovmazsa olmuyor.

    teknoloji bizim iyiliğimiz, refahımız ve mutluluğumuz için değil miydi? böyle denmemiş miydi? bu atomun parçalandığını keşfedip atomla parçalamak gibi..

    Bağlantı »

  7. Yazan: KELEBEK50 | Tarih: 2009-03-18 01:14:08
    Konu: slm
    kuzuuuuuuuummmm.....ne seni ne de ıhlamur kokularını unuturum......çok bi şey paylaşmasakta reel olarak.......neden bilmem canım oldun......kuzum oldun....unuttuğumdan değil sadece sizlere yansımasından korktuğum için yamadım..onu da beceremedim...... :))))

    Bağlantı »

  8. Yazan: KELEBEK50 | Tarih: 2009-03-18 00:52:19
    Konu: slm
    Son birkaç yıldır yalnız, buna tezatla bir o kadar kuşatılmış hissediyorum kendimi. Birden fazla telefon numarası, MSN, Facebook, Gtalk, e-mail adresleri…


    ne kadar haklısın canım, bi taneeeeeeeemmmm....... çok özledim kuzumu....ıhlamurummm.....iyi diyelim iyi olalım demek adettendir.......ama hayatım hiç te kolay değil.......dönüm noktalarını döne döne geçiyom kuzum........seni unuttuğumu sanma...en yakın en iyi canlarımdan birisin.....seni seviyorum kuzum

    Bağlantı »