SEVGİLİYE, MASAL…

Sana bir masal anlatmak için buradayım, sevgilim.

Çocukluğumuzdan kalma bir masal. Çocukluğumuzdan… Sanki aynı yıllarda çocukmuşuz, sanki aynı yerde yaşamışız çocukluğumuzu. Böyle başlasın, masal…

 

Senin doğduğun yerde elma ağaçları var mıydı, sevgilim? Elmalar dökülür müydü yerlere? Ben hep elmaların yerlere döküldüğü bahçeleri hayal ederdim. Köpük köpük elbisemle uçsuz bucaksız bir bahçede koştuğumu ve koşmaktan yorulduğum o anda, birinin beni beklediğini... Uçsuz bucaksız bir bahçenin en güzel elmalarını paylaşıyoruz bu masalda.

 

Duru bir derenin kenarında tutuyorsun ilk kez ellerimi… Ve ilk kez bir papatyanın yapraklarına sorarken ‘beni sevip sevmediğini’, o zaman öpüyorsun. Yüreğimiz burkuluyor ve o yürek burkulmasını yalnızca birbirimizde yaşayacağımızın sözünü veriyoruz.

 

Büyüyoruz, yetişiyoruz ama her bahar uçurtma uçurmayı sürdürüyoruz, birlikte. Sen ipini tutuyorsun uçurtmanın, ben yarış ediyorum rengârenk kuyruğunun peşine düşüp.

 

Adını adımla anıyorlar; adımı adınla…

 

En zor günlerimde yaslanacağım bir çınar oluyorsun; en zor günlerinde bir ceviz ağacının gölgesiyim.

 

Etrafımızda dostluklar, etrafımızda mutluluklar ve umutlar…

 

Masal bu ya! Kalem elimdeyken… Birbirinden güzel kelimeler süslüyor masalımı. Kirpiklerinin gölgesine sığınıp, masalın son cümlesinin, son kelimesine varınca… Noktasını koymaya geliyor zaman. Kalem elimde ya… Yanı başımdasın. Burada…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !