YAĞMURLU MEVSİMİN AŞK MASALI
“Hatalıydım. Belki bir adım ötesinde suçlu” dedi genç kadın.

Onu terk eden, yıllarının esir düştüğü erkekten özür dilemeliydi. Sonra, terk ettiğinden de…
Bir keresinde biri karşısında ağlamıştı. Ondan da… Güvenemediği, inanmadığı erkeklerden de özür dilemeliydi.
İzini kaybettirdiklerinden de.
Öyle ya da böyle hayatına uğradığı tüm erkeklerden özür dilemeliydi esasında.
“Hatalıydım. Belki bir adım ötesinde suçlu” dedi kendine.

Bir mevsim seçmişti, geçmiş zamandan... Mevsim, güze ve hüzne yakındı. Yağmurluydu.
Yaprakları sararmış mevsimde kendi yarattığı aşk masalına inanmıştı. Eylül yağmurlarını, nisan güneşini, fesleğenlerin küçük yapraklarını, ortancaların ılık mavisini katmıştı yarattığı aşkın gündüzlerine. En kırılgan dizeleri, sihirli anlatıları, çay bardağının içindeki limon dilimini ve mum ışığını seçmişti yarattığı aşkın gecelerine.

İnandığı aşk masalı geçmiş zamanın yağmurlu bir mevsiminde yazılmıştı. Okuyanların inanmayacağı kadar eskimişti hikâyesi...
Hatalı kendiydi.
Belki bir adım ötesinde suçlu.












