« Önceki |

15/1/2008

NİYESİZ KAYBOLUŞLAR

IHLAMUR, uzun ve yorucu bir günün ardından iki fincan çayla dinlenmeye çalıştı. Bir fincanla diğerinin arasında makyajını temizledi, ojelerini sildi, yenilerini sürdü. Bir derginin sayfalarını karıştırdı ve ‘Elveda Rumeli’yi izledi bir parça.

 

Bulaşık makinesi ağzına kadar doluydu; yıkanmış ve mutfak dolaplarına yerleştirilmeyi bekleyen bardak, tabak, fincan, kaşık, çatal, bıçak vs. ile… Orada beklemeyi sürdürdüler. Renklipamuklar’ın içi rahat etmedi ama mutfak tezgâhının üzerinde duran tavayı ve fincanları yıkamakla yetindi.

 

IHLAMUR yatmak üzereyken alışılmışın dışında bir şey fark etti. Yastığı yerinde yoktu. Dün geceyi geçirdi aklından… Bu sabahı… Alışılagelmişti her şey ama yastık yoktu. Bir süre odada aradı; bulamadı. Evin başka odalarına baktı; yastık yoktu. Bağırdı en sonunda: “Benim yastığım nerede? Bulamıyorum yastığımı…”

 

Fincanlara yer arayan renklipamuklar, “Sakladım yastığını…” dedi. “Bundan sonra her gece bir şeyini saklayacağım.”

IHLAMUR sordu: “Nerede yastığım?”

“Benim yastığımın altına sakladım” dedi, renklipamuklar. IHLAMUR yastığını buldu. IHLAMUR ‘niye’sini sormadı, renklipamuklar söylemedi.

 

 

30/12/2007

BİR CUMARTESİ…

Sabah erkence bir vakitte uyandım.

Renklipamuklar benden önce uyanmış.

“Tiramisu yiyeceğim ben” dedi.

“Sabah sabah mı?” diye sordum. “Ne yapayım?” dedi.

 

-Renklipamuklar’ın ‘ne yapayım?’larından sonra bir karşılık vermek zordur. ‘Ne yapayım?’larının sonrası benim için çıkmaz sokaktır ve yeryüzünde ona karşılık bir cevap bulamam.

 

O tiramisu yedi, kahve içti. Ben tek kişilik çay yaptım, ince bir dilim ekmek kızarttım vs. Sonra, renklipamuklar evde durmadı; gitti. Yalnız kaldım.

 

Kırmızı matruşkadan kitaplarıma, yün yastıklardan kahverengi ayıya kadar ne var ne yoksa temizledim. Su tırnaklarımdaki ojeleri çıkardı, deterjanlar ellerimi kuruttu.

 

Hava karardıktan sonra alışveriş merkezine gittim. Arkadaşlarım için küçük yılbaşı hediyeleri aldım. Rengârenk paket kağıtları, süsler…

 

Renklipamuklar benden önce dönmüş eve, sıkılmış. Öyle dedi. Burnu akıyor, arada aksırıyor. Türküler söylenen bir programı açmış, fakat dinlemiyor, izlemiyor.

“Şunu yazayım, sana nar ve portakal sıkacağım” dedim.

“Ne yazıyorsun ki?” diye sordu. “Blog” dedim.

“Beni mi yazıyorsun?” dedi. “Evet” dedim.

 

“Sabah erkenden uyandın, beni de uyandırdın” diye söylendi, renklipamuklar.

“Önce sen uyandın” dedim. Önce ben uyanmışım.

“Gece de uyumadın zaten. Evin içinde dolaşıp durdun. Bu gece uyu” dedi. “Olur” dedim.

 

Renklipamuklar’a nar ve portakal suyu sıkayım. Burnu akıyor, yine aksırdı.

27/8/2007

ELMA BEKLERKEN BAŞIMIZA ARMUT DÜŞTÜ

24 Ağustos 2007 Cuma

 

Renklipamuklar bir ağaçtan meyve koparmaya yeltendi. Birine uzanmasıyla birlikte iki tane daha dalından yere döküldü.

“Gökten üç elma düştü” dedi sevinçle.

“Elma değil ki bunlar, armut” dedim. Birini alıp üzerindeki toprağı temizledim.

“Dua et ayva değil” dedi.

Elimizde üç armut ve taze cevizler deniz kenarına yürüdük.

17/8/2007

GÜN SIRADANKEN…

Oldum olası sevmem toplantıları… Her toplantı sonrasında yaşadığım, şiddetli baş ağrısıdır. Deniz kenarına her zamankinden çok ihtiyaç duyarım. Gidemem, çoğu zaman...

 

Yine beyin hücrelerime işleyen bir baş ağrısıyla çıktım toplantıdan. Cep telefonumda üç cevapsız arama, renklipamuklar. Masama geçtim, ofis telefonum çaldı. Renklipamuklar…

“Neredesin sen?”

“Toplantıdaydım.”
”İki saattir arıyorum, niye açmıyorsun telefonunu?”

“Toplantı vardı.”

“Ben de seni arıyordum, yoksun ortada.”

“Toplantı uzun sürdü…”

“Toplantı mı vardı? Tamam o zaman. Daphne cevap bekliyor. Ara hemen!”

4/2/2007

BİR FİLME SAKLANMAK…

IHLAMUR, kanepede ayaklarını topladı. Renklipamuklar minderin üzerinde…

Bazen en güzeli, bir filme saklanmak…

 

IHLAMUR bu gece pek ağlamaklıydı. Renklipamuklar ise gündüz vakti saatlerce uyuyakalmanın asabiyeti içindeydi. “Gün bitti” dedi durdu.

IHLAMUR, kırmızı peluş yastığa sarıldı, somurtuk somurtuk oturuyordu ki renklipamuklar, “Film seç, film izleyelim madem” dedi. Bir dolu DVD arasından Al Pacino filmini seçti IHLAMUR. ‘Scarface’. Renklipamuklar önce, “Erkeklerin izlediği tarz filmleri seviyorsun. İlla ki vurdu-kırdı olacak” diye söylendi, filmin başlarında sıkıldı. Mutfağa gitti; iki bardak, üç tabak yıkadı. Salata yaptı. “Ye, vitamin!” dedi, kocaman tabağı IHLAMUR’un eline tutuşturdu. Baktı ki filmde Al Pacino taş üstünde taş koymuyor, oturdu izledi. Pek beğendi. Film boyunca, “Papatya iç bari”, “Browni ye o zaman”, “Buzdolabında puding var” dedi. IHLAMUR, “İçmeyeceğim”, “Yemeyeceğim”, “İstemiyorum” diye cevapladı. Film bittiğinde, bazen en güzelinin bir filme saklanmak olduğuna karar verildi.

 

Özellikle ağlamaklı, çözülmesi güç bir gecede…