GÖZLERİME, GÖZLERİMİZE YERLEŞEN…
Masal Sevgili’ye…
Ağlamaktan çok ağlayamamak, gözlerimize yerleşen...
Hoyratça tükettiklerimizin, harcadığımız gözyaşlarımızın kuru intikamı olmalı boğazımıza düğümlenenler.
Fırtınanın koptuğu bir gökyüzü düşün. Fırtına ağaçların köklerini sökmüş, ağaçlar savrulmuş. Yapraklar dallarından kopmuş, yapraklar da savrulmuş.
Sevgilim, bulutlara boğulmuş gökyüzünde sönmüş yıldızları arayalım. Sönmüş yıldızları bir köy kahvesinde, soba kenarında ısınan bir çocuğun gözlerinde bulalım. Kirpiklerini kırpıştırdıkça yıldızlar yansın. 
Lunaparkta bozuk parası olmayan, atlıkarıncayı uzaktan seyreden çocuklarda bulalım kaybettiğimiz mutluluğu. Cebimizdeki tüm bozuklukları küçücük avuçlara bırakalım.
Çocuklar gülümsesin ve sönmüş birkaç yıldız daha yansın. 
Apartmanlar arasında soluksuzum. Milyonlarca insanın sığdığı bir şehirde ezeli bir yalnızlığı ezberlemişim. Ağlamaktan çok ağlayamamak gözlerime yerleşen… Hoyratça tükettim, gözyaşlarımı harcadım.
Yutkunabilmek mümkün değil, boğazım düğüm düğüm.
Sevgilim, ellerimi tutar mısın?
Benimle yıldızları arar mısın?





