« Önceki | Sonraki »

30/12/2007

BİR CUMARTESİ…

Sabah erkence bir vakitte uyandım.

Renklipamuklar benden önce uyanmış.

“Tiramisu yiyeceğim ben” dedi.

“Sabah sabah mı?” diye sordum. “Ne yapayım?” dedi.

 

-Renklipamuklar’ın ‘ne yapayım?’larından sonra bir karşılık vermek zordur. ‘Ne yapayım?’larının sonrası benim için çıkmaz sokaktır ve yeryüzünde ona karşılık bir cevap bulamam.

 

O tiramisu yedi, kahve içti. Ben tek kişilik çay yaptım, ince bir dilim ekmek kızarttım vs. Sonra, renklipamuklar evde durmadı; gitti. Yalnız kaldım.

 

Kırmızı matruşkadan kitaplarıma, yün yastıklardan kahverengi ayıya kadar ne var ne yoksa temizledim. Su tırnaklarımdaki ojeleri çıkardı, deterjanlar ellerimi kuruttu.

 

Hava karardıktan sonra alışveriş merkezine gittim. Arkadaşlarım için küçük yılbaşı hediyeleri aldım. Rengârenk paket kağıtları, süsler…

 

Renklipamuklar benden önce dönmüş eve, sıkılmış. Öyle dedi. Burnu akıyor, arada aksırıyor. Türküler söylenen bir programı açmış, fakat dinlemiyor, izlemiyor.

“Şunu yazayım, sana nar ve portakal sıkacağım” dedim.

“Ne yazıyorsun ki?” diye sordu. “Blog” dedim.

“Beni mi yazıyorsun?” dedi. “Evet” dedim.

 

“Sabah erkenden uyandın, beni de uyandırdın” diye söylendi, renklipamuklar.

“Önce sen uyandın” dedim. Önce ben uyanmışım.

“Gece de uyumadın zaten. Evin içinde dolaşıp durdun. Bu gece uyu” dedi. “Olur” dedim.

 

Renklipamuklar’a nar ve portakal suyu sıkayım. Burnu akıyor, yine aksırdı.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır