IHLAMURCA MUTLULUK SEREMONİSİ

Sabah çok mutsuz ve yorgun uyandım. Oldum olası pazar günlerini sevmem. Bir günün pazar olması bile mutsuz olma nedenlerimden birini oluşturabilir. Bir fincan çayı güç bela içtikten sonra ağrı kesici alarak yeniden uyudum.
Yola çıkan ıhlamurca mutluluklar
Günün geri kalan kısmı Ponçik ile ilgilenerek ve biraz da kitap okuyarak bitti. Akşam olduğunda kasvetli bir pazar gününü ıhlamurca mutluluklarla süslemem gerektiği kararını aldım. Dokuz günlük uzun mu uzun bir tatil sona ermek üzereydi. Bu durumda mutsuzluk, özellikle yorgunluk kabul edilebilir bir şey değildi.
Yok, bu soğukta markete gidilmez
Çoğu zaman yaptığım gibi soluğu mutfakta aldım. Buzdolabını, dolapları karıştırdım. Tırım tırım… Pek bir şey bulamadım. Hatta kuru soğan bile kalmamış. Anneannemin ve annemin mutfak alışkanlıklarını düşününce kendimi ayıpladım. Kendimi onca ayıplamam bile markete gitmemi sağlayamadı.
En güzeli Türk mutfağı
Dolapta tel şehriye buldum ve tel şehriyeli bulgur pilavı pişirdim. Buzdolabında unutulmuş kerevizi muhteşem bir salataya dönüştürdüm. Küflenmiş bir patlıcan çöpü boylarken, salatalıklardan cacık yaptım. Cacığın üzerine kırmızı pul biber ve Ege’den getirdiğim kuru nanelerden serptim. Şık oldu. Birkaç ilave ile renkli bir masa hazırladım böylelikle.
Kış ve örülmeyen yünler
Yemeğin ardından çay demledim. Mis gibi koktu. Bir yerlere sakladığım yün torbasını buldum. Geçen ay yüncüden yeni yünler almış, bir iki sıra ördükten sonra ortadan kaldırmıştım. “Bu akşamı kırmızı, gri, beyaz ve pembe yünlerle tamamlamak gerekli” diye düşündüm. Sevgili arkadaşım Ossy’e bir atkı örmeye başlarım belki.
Ne yapalım, bitsin tatiller
Tatiller bitmek için, diğer tüm günler ise çalışmak için var. Bu gerçekle yaşamayı öğrendim. Üstelik korkunç bir canavarı andıran ekonomik krizle yüz yüzeyken... “Çalışmak gerekli, çalışmak gerekli! Hiç şikâyet etmeden çalışmak gerekli!” dedim kendi kendime.
“Mutlu günlerin de olacağına inanmak gerekli!”




